📜 Tarih ve Kültür

Ortaçağ Avrupası'nda Osurmak: 500–1500 Yılları Arasında Beden Normları ve Gaz

Ortaçağ Avrupası, bedene karşı modern dünyadan köklü biçimde farklı bir tutum sergiliyordu. Norbert Elias, 'Uygarlık Süreci' (1939) adlı eserinde, 12. ile 18. yüzyıllar arasında bedensel işlevlere yönelik tutumda derin bir dönüşümün yaşandığını aktarır: bir zamanlar açık, normal ve kamusal olan şeyler giderek özel alana taşındı. Ortaçağ Avrupası'nda osurmak, gündelik yaşamın kaçınılmaz bir parçasıydı; tıp bilimi bunu tartışıyor, edebiyat işliyor, Kilise ise yorumluyordu.

Uygarlık Sürecinden Önce: Bedensellik Bir Norm Olarak

Erken ve yüksek Ortaçağ'da (500–1200) özel yatak odaları, ayrı hijyen mekânları ya da modern anlamda ıssız tuvaletler mevcut değildi. Ortak uyku salonları, halka açık tuvaletler ve kalabalık ortamlarda birlikte yemek yemek normdu. Bu bağlamda osurmak, bugün taşıdığı utanç yükünden yoksun, sıradan bir fiziksel olgu olarak kabul görüyordu. 12. ve 13. yüzyıllara ait görgü kitapları ("courtoisie risaleleri" olarak da bilinir) ilk kuralları koymaya başladı; bu kitaplarda osurmaktan söz edilmesi, bunun kural gerektiren ölçüde kamusal bir şey olduğunu gösterir. Thomasin von Zerclaere, 'Welsche Gast' (1215) adlı eserinde saray davranışlarını ele alırken bedensel işlevleri de açıkça dahil etti. Kurallar ılımlıdır: sofrada değil, sosyal üstlerin huzurunda değil. Tam bir yasak söz konusu değildir.

Ortaçağ Tıbbı: Osurmak Bir Sağlık Zorunluluğu Olarak

Büyük ölçüde Galen'e (MS 2. yüzyıl) ve Arap bilgin İbn Sina'ya (Avicenna, 10./11. yüzyıl) dayanan Ortaçağ tıbbının bağırsak gazlarına ilişkin net bir görüşü vardı: çıkmaları gerekir. Hümoral teoriye göre gaz (flatus), tutulduğu takdirde mide ağrısından beyine yükselen 'bozulmuş buharlar'a kadar ciddi hastalıklara yol açabilecek vücuttaki 'rüzgarların' bir dışavurumuydu. Salerno Okulu'na ait tıbbi bir öğreti şiiri olan 'Regimen Sanitatis Salernitanum' (12. yüzyıl) osurmayı açıkça tavsiye eder: 'Quando tibi ventris fuerit constrictio fortis…' (kabaca: gazın varsa tutma). Gaz tutmak tıbbi açıdan tehlikeli sayılıyordu; bu tutum modern utanç kültürüyle keskin bir tezat oluştursa da fizyolojik açıdan tamamen temelsiz değildir.

Kilise ve Beden: Günah mı, Doğa mı, Şeytan mı?

Ortaçağ Hristiyan Kilisesi'nin bedenle ilişkisi ikircikliydi. Bir yanda: beden ilahi yaratımın ürünüdür, bedensel işlevler doğaldır ve özünde günahkâr değildir. Öte yanda: et, günah için bir kapı noktasıdır ve aşırı bedensellik ruhani gelişimi engeller. Osurmak bu bağlamda açık bir ilahiyat mahkûmiyetinin konusu olmadı; çünkü konu fazla önemsizdi. Bununla birlikte, çevresel tartışmalar yaşandı: Bingen'li Hildegard (1098–1179), tıbbi yazılarında ('Physica', 'Causae et Curae') gaz şikâyetini sağlık ve mizaçlar bağlamında ele aldı. Ortaçağın evrensel âlimi Albertus Magnus, 'De animalibus' adlı eserinde bağırsak gazlarının fizyolojisini soğukkanlı ve nesnel bir biçimde yorumladı. Şeytan zaman zaman gazla ilişkilendirildi; Ortaçağ şeytan figürleri bazen 'cehennemî gazlar'la tasvir edilirdi, ancak bu, osurmakla ilgili teolojik bir kınamadan çok kötülükle kokunun özdeşleştirilmesine dayanıyordu.

Edebi Kanıtlar: Fabliaux, Boccaccio ve Karnaval Oyunları

Ortaçağ edebiyatı, osurmak sahneleri bakımından son derece zengindir. Fransız fabliaux'ları (12.–14. yüzyıl kısa manzum hikâyeler), özellikle verimli bir kaynaktır: 'Le Chevalier qui faisait parler les cons' gibi hikayelerde bedensel işlevler hem komik hem de ahlaki unsurlar olarak kullanılır. Giovanni Boccaccio'nun 'Decameron'u (1353), üçüncü günün dokuzuncu hikâyesinde, gazın bir adamın cezası olarak işlev gördüğü açık bir osurmak sahnesi içerir. 14.–16. yüzyıllara ait Alman Fastnacht oyunları — karnaval mevsiminde oynanan popüler kaba güldürüler — osurmayı düzenli olarak dramatik bir araç olarak kullanır. Nürnberglü esnaf-şair Hans Sachs (1494–1576), osurmak dahil fiziksel şakaların merkezi bir yer tuttuğu çeşitli karnaval oyunları kaleme aldı. Bu metinler şunu göstermektedir: Ortaçağ'da osurmak bir skandal değil, komediydi.

Biliyor muydunuz?

İlginç Bilgi

Erasmus'un 'De civilitate morum puerilium' (Çocuk Terbiyesi Üzerine, 1530) adlı ünlü görgü kitabında, Ortaçağ açıklığı ile erken modern utanç arasındaki geçiş dönemini mükemmel biçimde özetleyen bir cümle yer alır: Erasmus, tutulamamayan bir osurmanın öksürükle gizlenmesi gerektiğini yazar; ancak aynı zamanda gazı tutmanın sağlığa zararlı olduğunu vurgular. Norm, kamuya açık osurmayı yasaklar; ama tıp buna izin verir. Erasmus'un önerisi, bir bedensel işlevin sosyal ortamda gizlenmesine ilişkin ilk belgelenmiş tavsiyedir.

Kaynaklar

İlgili Makaleler

Galeriye Git 💨

‹ Ansiklopediye Geri Dön